Hoşgeldiniz www.manyas.org - Balikesir'in Manyas Ilcesi!Hoşgeldiniz www.manyas.org - Balikesir'in Manyas Ilcesi!

     Manyas
En Popüler Konular (Sayfa 3) - ilahi.org 1000 arşın kubbelerine adı nurla yazılan (18588 kez okundu) 1001 Komşuluk Hakkı (11054 kez okundu) 1002 GÜL GAZELİ (8192 kez okundu) 1003 Russian Lolita Ve Yatakta Sohbet -3 - Vidivodo (676 kez okundu) 1004 hz. ömer'in kabir suali (14901 kez okundu) 1005 Arka Sokaklar Engin Ve Yeliz Saldırıya Uğradı (796 kez okundu) 1006 Bjk Laf Sokmalar (1086 kez okundu) 1007 RASULULLAHIN HANIMLARI - HZ. ZEYNEP BİNTİ CAHŞ (r.anha) (3315 kez okundu) 1008 Süs ve takılarla ilgili sual cevaplar (1519 kez okundu) 1009 Soru: Satranç Oynamak Caizmidir? (6965 kez okundu) 1010 Osmanlıca Komik Sözler (1848 kez okundu) 1011 İsimle Elektrik Faturası Sorgulama (2076 kez okundu) 1012 kurbanım şiiri (2124 kez okundu) 1013 Orucu bozan ve bozmayan durumlar (5317 kez okundu) 1014 İbni Macit Hayatı (1223 kez okundu) 1015 Marmara Türküsünün Öyküsü (1174 kez okundu) 1016 BEKLENEN VUSLAT (5851 kez okundu) 1017 İbrahim Tatlıses - Leylim Ley(Gitar Akoru) (330 kez okundu) 1018 salli barik namazda neden okunur (2473 kez okundu) 1019 Beat By Dj Gündem Herkesdinlesin (3087 kez okundu) 1020 HZ ADEM (a:s) ILE HZ.HAVVA VALIDEMIZIN BULUSMASI... (3351 kez okundu) devamı:

buradan


     Manyas Linkleri
· 1: Kuş Cenneti
· 2: Cumhuriye Köyü
· 3: www.kulakkoy.com
· 4: Manyas Belediyesi
· 5: Ünal Çiftliği Süt Ürünleri
· 6: Salur
· 7: Salur kasabası
· 8: Adnan Hunca Lisesi
· 9: Kulak Köyü
· 10: Manyasliyiz.biz

     Sayaç
Şu ana kadar
16366584
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Mart 2006

     Ziyaretçi Bilgileri
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: ElliotMcc
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 875

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 35
Üye: 0
Toplam: 35

Manyas'ta Yaşam
MANYAS'TA YAŞAM

Manyas ve çevresinin belli başlı yemekleri:

Tarhana, fasulye, nohut, kuskus, erişte ve ramazan ayı içinde yapılan yufkalardır. Düğünlerde genellikle tatlı olarak irmik helvası, pirinç çorbası, pirinç pilavı ve yahni yaparlar. Ayrıca Çerkezlerin ve Lazların kendine has yemek çeşitleri vardır. Lazların hamsi ve karalahanaları pek meşhurdur. Çerezlerin ise cipsi ve pastaları, Çerkez tavuğu, kaçamak, Çerkez peyniri, haluj (bir çeşit hamur) akıtma, macır tarhanası, Türkmenlerdeki bazlama diğer yemekler arasındadır.

Giyim:

Manyas halkının giyimi genellikle büyük kentlerimizdeki yaşayanların giyim ve kuşamına çok benzemektedir. Yeni çıkan bir moda Manyas gençleri arasında hemen yayılır ve tutulur. Bu arada bazı köylerde yaşayan kadın ve erkekler kendi geleneklerine bağlı olarak ferace bol paçalı şalvar denilen elbiseler giyerler. Başlarında uzun, omuzlarını örten magrama ile buna tutturulmuş bütün anlı kaplayan küçük altınlar takarlar. Çerkez köylerinde kadınlar eteklerinin üzerine başı ve sırtı örten atkılar örterler. Erkekler ise diz kapaklarına kadar dar ve baldırları geniş pantolon giyerler. (Bunlar daha ziyade yaşlıların giyimidir).

Eğlenceler:

Düğün ve sünnet eğlenceleri ile bilhassa kış gecelerinde kızlı Erkekli toplantılar yapılır. Çeşitli oyunlar oynanır. Bu oyunların başında yüzük saklama, nah-sana, nesi var, ismin kimde, kapak çele taş tavuk vs. gibi oyunlardır. Hele ki kızla oğlan arasında ilişki varsa oyunlar daha tatlı ve güldürücü olur(!).

Bengi Oyunu

Balıkesir'in bazı köylerinde vardır. Meselâ, Manyas ilçesinin Bölceağaç köyünde Bengi veya Cember (çenber) adı verilir. 5-20 erkek tarafından hususiyle (özellikle) gelin arabadan inmezden önce oynanır. Çanakkale'den Gelibolu ilçesinin Yeni köyünde 10-20 erkeğin topluca ve davul zurna refakatiyle yürüttükleri iki oyundan biri Bengi, diğeri Zeybek'tir.

Bergama bölgesinde Bengi oyununa Alay Havası da derler. Buna bakılınca Bengi'nin Halaylardan bir batı enmuzeci (tipi, örneği) sayılması yanlış olmayacaktır.

Bengi, en az on kişiyle oynanır, 50,100,1000 kişi oyun birliğinde yer alabilir. Oyunun ayrı bir havası da vardır. Bergama dolayının başlıca oyunudur.

Bengi'nin kendine mahsus bir çıkış havası vardır. Asıl havadan ayrı olup gezinti mahiyetindedir.

Davul zurna sayısı ahenk yerinin genişliğine ve oyuncuların çokluğuna göre değişir. Çalgı oyunculara yakın bir yerde vurulduğu gibi, bazı yerlerde de davulcular oyun halkasının içinde ve zurnacılar halka dışında çalarlar. Böylelikle oyuna başka bir insicam (uygunluk, tutarlılık) sağlanmış olur.

Bengi, bir Efebaşı'nın idaresinde hareket eder. Her figür onun komutasıyla yürütülür. Düzen ve birlik böyle temin olunur. Bengi'de 5 figür vardır. Figür aralarındaki hareketler ise oyunun manasını besler.

Efebaşı'nın oyuna kalkmasıyla Bengi başlar. Bu sırada çalgılar çıkış havasını vurur. Efenin arkasından kızanlar, birer ikişer metre arayla ayrı ayrı oyuna yönelirler. Efe, ağır ağır yürür. Onlarda peşini takiple halka kurar ve gezinirler. Oyuna katılacaklar tamamlanınca efe "Dohh....!" diye haykırır ve halka durur. Dik ve sert nazarlarla bakışarak halkadakileri gözden geçirirler. Karşılıklı emniyet hasıl olursa yüzlerde hafif bir yumuşama belirir. O sırada asıl Bengi havası çalmaya başlar. Efenin haykırışıyla ağır ağır yürünür. "Havayı alma" sırası, yani figürlere girme anı gelince, ilk figür yine efenin haykırmasıyla başlar. Efebaşı önde olmak üzere halkalanıp dururlar. Sol ayakları önde, sağ ayakları arkadadır ve figür girer.

I.Yürüyüş:

Sol ayak bir karış kadar yerinden kalkar ve yerine basar (bir), sağ ayak yine öyle kalkar ve basar (iki), sol ayak kez' kalkar ve basar (üç). Bu üç hareket hep birlikte yapılır. Buna "üçler"denilir.

Üçlerden sonra oyuna devam edilerek "beşler" yapılır. Yürüyüşte sağ ayak ileri bir adım (bir), sol ayak ileri bir adım (iki), sağ ayak ileri bir adım (üç), sol ayak ileri bir adım (dört), sağ ayak ileri bir adım (beş) olur. (Bu iki figür kollar aşağıda hafif hafif sallanarak yapılır ve iki defa daha üçler ve beşler halinde tekrarlanabilirler.

II. Kollu Yürüyüş:

Aynen birinci figür gibidir. Yalnız üçten sonra kollar ağır ağır kaldırılıp beş yapılır ve oynanmış olur. (Bu da istenilirse bir iki defa tekrarlanabilir).

III. Çelme ve Sola Dönme:

Halkada bu sefer yüzler içtedir; karşı karşıyadır. Önce kollar aşağıda, üç yapılır. Sonra ağır ağır kollar kalkarken sağ ayaklar sol diz üstüne çelme vurulur (bir), sağ ayak geriye sallanır (iki), sağ ayak bir adım ileri basar (üç), sol ayağı sağın kıyısına vurur (dört) ve bir karış açıklıkla sola basar (beş). Kollar iner. Arkaya üç yapılır. Yani, sol ayak geriye bir adım (bir), sağ ayak geriye bir adım (iki), sol ayak ileri bir adım (üç), kollar kalkar. Sağ ayak sol ayağın diz tarafına çelme vurur (bir), önden geriye sallanır (iki), sağ ayak ilerden bir adım yere basar (üç), sol ayak sağ ayağın kıyısına vurur (dört) ve yarım sola dönülüp yere basar (beş). Bu dönüş sağ ayağın üstünde sol ayak sola atılmak suretiyle yarım sola dönmekle olur. Bundan sonra oyun sola dönmüş olur.

IV. Sola Yürüyüş:

Dönüşten sonra, sağ ayak bir adım ileri (bir), sol ayak bir adım ileri (iki), sağ ayak bir adım ileri (üç), sol ayak bir adım ileri (dört) ve sağ ayak bir adım ileri (beş). Kollar ağır ağır iner, üç yapılır.

Kollar kaldırılır. Sağ ayak solun diz kapağına kadar kaldırıldıktan sonra açılır (bir), sol ayak üstünde sağ ayağın hızıyla yarım sağa dönülür (iki), sağ ayak bir adım ileri yere basar (üç), sol ayak sağın kıyısına vurur (dört), ve yarım adım sol açıkta yere basar (beş). Bu vaziyet, oyunu tekrar eski vaziyetine, yani sağdan yürüyüşe getirir. Üçler yapılır, ikinci figürdeki yürüyüş, yani üçler ve beşler yapılır.

V. Çelme ve Sağa Dönme:

Halkalanışta karşı karşıya gelinir, yine üç yapılır. Kollar ağır ağır yükselirken sağ ayak yukarı kalkar (bir), bir adım ileri basar (iki) sağ diz dik, sol diz üstünde yere çöker (üç), ayağa kalkıp sol ayak üstünde durulur (dört), sağ ayak geriden yere basar (beş).

Kollar aşağıda olarak üç yapılır. Kollar kalkar. Sağ ayak diz üstüne çelme (bir), sağ ayak geri sallanır (iki), sağ ayak bir adım ileri basar (üç), sol ayağın kıyısına vurur (dört), sol ayak havada sallanıp ayak üzerinde soldan geri döner ve sol ayak yere basar (beş). Sonra, sol ayak ileri kalkık (bir), bir adım ileri basar (iki), sağ diz dik, sol diz üstüne çöker (üç), ayağa kalkar ve sol ayak üzerinde durulur (dört), sağ ayak geriye basar (beş), rahat vaziyette sağ kol yukarıda ve sol kol düşük selamlaşarak oyun biter.

Bengi Oyununda Manalı Hareketler:

Bengi oyunu büyük bir topluluk esasına göre düzenlidir. Bergama bölgesinde her toplantı, her düğün Bengi ile başlar, Bengi ile biter. Oyun ağırdır. Efenin bütün çalımı, bütün manası üzerindedir. Birliğin 'hengini yaşatması şahsına değer iz'fe ettirir (katar, ekler). Figürlerin arasına giren hareketlerin manasına gelince; oyuna hususi bir hal kazandıran bu hareketler evvelce sık sık yapıldığı halde artık unutulmuş gibidir.

Bengi'nin ilk figürü bitince halka halinde durulur. Efe "doh" diye haykırır. Oyuncular oldukları yerde bir defa sıçrayıp ayakta dururlar (Bu, üç yerindedir). Efe haykırır, sağ kollar kaldırılır (bir), havada üç defa parmaklar şaklatılır (dört), efe yine seslenir, kollar indirilir (beş).

Üç beş adım yürünür, efenin sesi tekrar duyulur (bir), sol kollar kalkar, yine üç defa parmaklar havada şaklatılır (dört), indirilir (beş).

Oyunun ikinci figürü oynanır. Halka halinde durulur. Efe "Hayaaa!" diye haykırır, oyuncular oldukları yerde bir defa sıçrarlar ve ayakta dururlar.

Efe seslenir, sağ el ile sol omuza hafifçe vurulur. Komuta ile kollar iner, sonra tekrar haykırınca soldan yana yarım dönülür ve sol el ile sağ omuza yine üç defa usulca vurulur, efenin haykırmasıyla indirilir.

Oyunun üçüncü figürü oynanır. Halka halinde durulur, efe seslenir, olunduğu yerde bir defa sıçranıp durulur.

Efe "Haydaa!" diye haykırmakla, kollar karşıya uzatılır. Biri çağırılıyormuş gibi parmakla üç defa işaret yapar. Efenin sesiyle kollar iner, üç sayı kadar durulur. Yine komuta üzerine sağ el sol omuza hafifçe üç defa vurur ve haykırınca indirilir.

Oyunun dördüncü figürü yapılmıştır. Halka halinde durulur. Efe seslenir, olunduğu yerde bir defa sıçrarlar. Efe "dohh" diye haykırır, sağ elle bıyık bükülür. Efenin sesiyle el iner. Sonra yine haykırır, yarım cepheyle dönülür. Tekrar haykırır, sol elle bıyık bükülür. Haykırır, el iner ve üç sayı kadar durulur. Yine efenin sesi yükselir. Sağ elle sol omuza üç defa usulca vurulur, efenin sesiyle kollar iner.

Oyunun beşinci figürü yapılmıştır. Oyun ağır temposu içinde biter. Oyuncular vakur, düşünceli fakat ümitlidir. Oyun başlarken sert bakışan gözler, orada düşman bulunmadığını görmüşler ve göz göze selamlaşmışlardır. Delikanlılar Leyl''sına yalvarmışlar, bir omzu yorulursa öbür omzu göstermişler, kol uzatarak onu sessizce çağırmışlardır. Sonra da erkeklik gururu onlara bıyık büktürmüştür. O sırada Leyl''ya kavuşmak umudu belirdiğinden sevinç içinde oyuna son vermişlerdir.

Bengi'nin manalı hareketleri, Bengi havasına uygun üç beş ölçüsüne göre ancak bu kadarlık bir uyarlıkla bulunabilmiştir. Ne yazık ki, bütün bu ara hareketleri çoktan terkedilmiş bulunuyorlar.

Bu Bengi'de oyuncular aksak bir tartım takibiyle daire çizerek yürürler. Sükûnetiyle azamet telkin eden bu yürüyüş, oyunu seyredenler üzerine heyecan yaratır, çünkü yürüyüşün sonunda ne olacağı belli değildir. Birden, daire küçülür, kükrer gibi sayhalarla (haykırma, n'ra) oyuncular muhayyel (hayali) bir mahluka (yaratığa) saldırıyormuş gibi dairenin ortasına atılırlar. Bu, aynen bir savaş sahnesinin ön tasviridir. Bu oyun seyirciye Kartal Halayı'nı hatırlatır. O halayda, avını gözetleyerek bekleyen avcı ile onun üzerine saldıran kartal taklit edilir. Bu da iptid'î (ilkel) insanın kartal çeviklik ve gücünü edinmeye uğraşmasıdır. Kuvvetini elde edebilmek için hayvanın kanını içmek ihtirasının başka bir şeklidir.

Balıkesir'de Bengi adında bir Zeybek oyunu vardır. Tek sıra ve karşılıklı oynandığı zamanda değişik figürlerin bazı kısmında, bilhassa (tartımı 9/8'lik aksak olduğuna göre) ölçünün son üç sekizliğinde, sağ ayak ahenkli surette sabit durarak "Bengi!" diye haykırışırlar. Neden haykırıldığına gelince, bunu hiç kimse her hangi bir sebebe affedemiyor (bağlayamıyor). Figürleri, Güvende Zeybeği'nin hareketlerine yakındır. Aradaki fark, Güvende'nin ağır olmasıdır. Bengi'nin heybetli ve gururlu bir çabukluğu vardır.

Kozan (İzmir)'da Bengi gerekirse yüz kişiyle aynı tempoda yürütülen neşeli bir oyundur.

Düğünler:

Çerkez, gürcü ve Dağıstanlılarda birbirlerine benzemektedirler. Evlenecek kızlar ve erkekler birbirleriyle önce anlaşırlar, sonradan durumu büyüklerine açıklayarak evlenmelerine ilk adımlarını atmış olurlar. Erkek tarafından saygı değer kişiler kız tarafından haber vererek istemeye giderler. İsteme günleri genenellikle pazartesi ve cuma geceleri yapılır. Bu günlerin tercih edilmesinin nedeni de dinimizce bu günlerin kutsal sayılmasından ileri gelmektedir. Her iki taraf karşılıklı anlaştıktan sonra belirli bir günü nişan günü olarak seçerler. Erkek tarafı kızın taraflarına çeşitli hediyeler sunar. Kız tarafından düzülen hediyeler aynı gün erkek tarafına sunulur. Nişan yapıldıktan sonra taraflar bir araya gelerek düğün gününü tespit ederler. Düğün hazırlıkları başlar düğüne davet edilen misafirler gereği gibi düğün sahipleri ve komşuları tarafından ağırlanırlar.

Düğünler genellikle Çarşamba,Perşembe ve Cumartesi-Pazar günleri yapılır. Gelin alınması, çarşamba düğünlerinde perşembe günü, Cumartesi düğünlerinde Pazar gün olur. Gelin alıcı olarak erkek tarafından kadınlı erkekli gidilir. Kız evinde bir müddet eğlenilir. Bu arada gelin hazırlanarak arabaya bindirilir. Hareket etmeden köy gençleri erkek tarafından delikanlı parası alırlar. Böylece gelini uğurlamış olurlar. Düğün gününden bir kaç gün sonra kızın anne ve babası kızı ve damadı Davet ederek kendilerine yemek verirler. Yakınların ellerini öperler. Böylece karşılıklı gelip gitmeler başlamış olur. Yakınların ellerini öptürürler. Böylece karşılıklı gelip gitmeler başlamış olur. Bütün evlenmelerde adet olduğu üzere evlenmeden önce resmi nikah ve hoca nikahı (dini nikah)kıydırırlar.

Yöremizdeki evlenmeler birkaç bölümde tamamlanmaktadır. Bazı bölgeler için bazı değişiklikler göstermektedir. Evlenme olayının bölümleri şunlardır: Kız isteme, söz kesme, nişan, düğün, gelin alma, gelin çıkarmadır.

Köylerde evlenme çoğunlukla görücü denen usul ile başalar. Kız bu safhada görülür, beğenilirse istenmeye karar verilir. Anne, aile reisi olan babaya meseleyi açar ve her iki tarafın yakınlarından birkaç kişi dünür(halk deyimiyle dünürcü) olarak görevlendirilir. Kız isteyecek olan bu dünürlerdir. Dünürler kız evine gittiklerinde ilgi görürlerse (ayakkabıları çevrilip, çay ikram edilir) kızın gönlü olduğu kabul edilip ikinci bir defa daha giderek kızı isterler. Kız evi kızı verecekse, bu ikinci gidişte çok önceden hazır bulundurulan özel ipek mendili dünürlere verirler. Bundan sonra söz kesme hazırlıkları başlar. Söz kesmeye"el öpme" denir. Kız evine oğlan evinden yiyecekler hediye olarak gönderilir. Yiyeceklerle büyük bir davet hazırlanır. Oğlan evi, ev ve dostlarıyla bu davete iştirak eder. Kadınlar ve erkekler ayrı odalara otururlar. Kız kaynanadan başlayarak kendisinden büyük veya küçük bütün erkeklerin ellerini öper. Sonra kadınların odasına geçer ve kaynanadan başlayarak el öper. Bu arada eli öpülen yenge kızın saçını düzeltir gibi sıvazlar. Bundan sonra nişan hazırlığı başlar.

İlçemizde başlık adeti yoktur. Nişan hazırlığı olarak her iki taraf şehir ve kasabalardan giyecek ve ziynet eşyaları alırlar. Genellikle nişanlar Perşembe veya Pazar günleri yapılır. Nişanda maddi güce göre karşılıklı hediyeler verilir. Nişanlı erkek yüzüğün adet olmadığı yer ve zamanlarda beline çevre denilen bir bez sarar ve böylece birkaç gün nişanını köye duyurur.

Oğlan evi düğün yapmaya karar verdiği zaman kız evine haber gönderir. Karşılıklı düğün hazırlıları başlar. Düğünler Perşembe veya Pazar günleri son bulur. Perşembe günü biten düğünler Salı günü, Pazar günü biten düğünler Cuma günü başlar. Düğünün başaldığı gün kız evinde kadınlar arası eğlence yapılır ve buna "ikindi kınası" denir. Erkekler keşkeklik döğer, kına gezdirir, komşu köylerden gelen konukları karşılarlar. Bütün bunlar damadın en yakın arkadaşı "sağdıç" tarafından ve baş sağdıç yönetiminde yapılır. Birde bayraktar vardır ki bu da grupların önünde dolaştıran türk bayrağını taşıyan kişidir. Bu günün akşamına "kına gecesi" denir. Gelinin eline yakılacak kınanın içine bazı yerlerde para konur "uğur parası"sonra gelinin avuçlarına oğlanın annesi tarafından bu kına konur. Bu arada eğlencelerle birlikte geline hediyeler verilir. Olanların hiçbirini damat görmez. Düğünün ikinci gününde davetli evlerden hediyeler toplanır, bunlar hep davul-zurna eşliğinde olur.

Düğün günlerinde kızlar ve erkekler ayrı yerlerde bulunur. Düğünün son gününde sıra gelin alma "gelin alıcı" ya gelmiştir. Günün sabahında damadın arkadaşları toplanıp, çalgılar, bayaraklar, geline götürecek araba, konukların arabaları kız evinin önüne hep birlikte gelirler. Daha sonra gelin evinden alınarak kalabalık bir konvoy eşliğinde yeni evine götürülür. Bundan sonra gelin odasına çıkarılır. Biraz sonra damat arkadaşlarıyla gezmek üzere gelinin yanından alınır, kendisine evlilik hakkında bilgiler verilir. Arkadaşları tarafından eve getirilen damat çeşitli şakalarla birlikte gerdeğe girer. Gelin damattan hediyeler alıncaya kadar bir tek kelime konuşmaz, hatta gülümsemez bile. Birkaç gün sonra da kız evinin ve onun peşinden erkek evinin karşılıklı ziyaretleriyle evlenme son bulur.

Gelenek ve görenekler :

Türk töresi geleneğince çevrede konuğa karşı büyük hürmet beslenir. En güzel yemekler hazırlanır. En iyi şekilde rahatını temin için samimiyetle gayret gösterirler.

Mahalli geleneklerden bazıları:

Kadınlar Erkeklerin önünden yollarını kesecek şekilde geçmezler farkına varmadan geçenler fark ettikleri zaman özür dileyerek geri çekilirler.

Çerkezler büyüklerinin yanında çocuklarını sevmezler onları isimleri ile değil daha başka isimler vererek çağırırlar.

Yeni gelinler çocukları oluncaya kadar kayın-pederle ve kayın-valideyle yemek yemezler. Gelinler ve genç kızlar büyüklerin yanında müsaade verilmeden oturmazlar. vs. gibi.

Atasözleri :

Halk arasında en çok söylenen ata sözlerinden bir kaç tanesi aşağıya alınmıştır.

Aç koymak hırsız yapar, çok söylemek yüzsüz yapar.

Bin bilen bir bilene danışır.

Az yiyen her gün yer, çok yiyen bir gün yer.

Zenginin ayıbı, fakirin hastalığı meydana çıkmaz.

Lafın harmanı olmaz, derdin dermanı olmaz.

Komşuda deve var, acın tısı eve var.

Kara dayanma erir, eve güvenme olur.

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.

Bir çift kulak yüz dilin döküntüsünü toplar.

Af dileyen, af edilenden daha asildir.

Çocuklar şekerle, büyükler yeminle aldatılır.

Kar kuytuda, para pintide eğleşir.

Halk arasında en çok söylenen bilmecelerden bir kaç tanesi aşağıya alınmıştır:

Kaş ile gözden sakın

Söylenen sözden yakın

(Ecel)

Çanağı beyaz

Çorbası kara furütü kırk para

(Kahve)

Gittim bir yere ağlarlar,

İpsiz adam bağlarlar

(Nikah)

Kuru kafa Attım rafa

Yemesi tatlı Maymun suratlı

(Ceviz)

Gittim bir yere ağlarlar,

İpsiz adam bağlarlar

(Nikah)

Dal ucunda yemiş

Bunu yiyen doymamış

Ramazanda yiyenin

Orucu bozulmazmış

(Dayak)

Bir demirin çatal her şeyi satar.

(Kantar)

Mavi atlas İğne batmaz

Makas kesmek

Terzi dikmez

(Gökyüzü)

Maniler :

Bölgeye ait manilerden birkaç tanesi aşagida derlenmiştir.

Manyas benim pazarım

Kendim okur yazarım

Ben o yare gitmezsem

Ateş olur yanarım

Manyas'ın Maltepesi

Akşamüstü serinler

O yarin sevdası

Günden güne derinler

Manyas'ın karakolu

İçi jandarma dolu

Benim varacağım oğlan

Annesinin bir oğlu

Şu Manyas'ın içine

Yol olsa ne olur

Muhabbetin kusuru

Yarim seninle olur

Şu manyas 'ın yolları

Dönüm geliyor bana

O yardan ayrılması

Ölüm geliyor bana

Manici başı mısın

Cevahir taşımısın

Yazıp yollasam bir mektup

Cebinde taşırmısın

Darıcanın çeşmesi

Güzeldir su içmesi

Ölümden zor imiş

Yardan ayrı düşmesi

Feracemi astılar

İçindedir kolları

Yarım saat çeyrek

Darıcanın yollar

Arabam teker teker

Darıca ya kum çeker

Darıcanın kızları

Toparlak çeker

Tiranın penceresi

İçinin çerçevesi

Darıca oğlanları

Bulaşık tenceresi

Su içtim yudum yudum

A benim kara dudum

Danyalar köyde dolsa

Yine darıcada umudum

Mani maniyi açar

Mani bilmeyen kaçar

Söyle bakalım bir mani

Hangimiz üste çıkar

Ey erecep erecep

Suya gitti gelecek

Darıcanın oğlanları

Bir kaktırsam ölecek

Batıl İnançlar :

Cumartesi ve Salı günleri çamaşır yıkamak kötü bir şeye delalet olduğu için günahtır.

Bir evin bacasının üstünde baykuş öterse kötü bir haber alınacağına veya bir kimsenin öleceğine inanılır.

Gelin giderken yağmur yağarsa gözü yaşlı olur.

Kime maya sirke verilirse evin bereketi gider.

Kedi çok yalanırsa eve üç konuk gelirmiş.

Salı günü başlanan iş sallanır(Gecikilir).

Cuma günü ateş verilmez (ugursuzluk getirilecegine inanilir.)

İnanışlar:

Dünya kuruldu kurulalı insanlar doğru yanlış bir takım sapalntılardan, inanışlardan kendilerini kurtaramamıştırlar aydın bildiğimiz kişiler de bile vardır bu inanışlar. Ancak, şurasını da göz önünde tutmak gerekir. Bu inanışlar çok kez bazı olayların sonucunda ortaya çıkmıştır.


Akşam olunca evden tuz, soğan, sirke çıkmaz; çıkarsa evin bereketi gider.
Gelinin bindiği ata gelinden önce bir erkek çocuk bindirilirse; gelinin ilk çocuğu erkek olacağına inanılır.
Lambayı evin erkeği yakarsa ev daima nur içinde kalır ve bereketli olur.
Delik tas asılırsa yağmurun yağmayacağına, kedi çok yalanırsa eve aç konuk geleceğine inanılır.
Yolcunun arkasından su dökülür, rahatlıkla gidip gelsin diye.
Kapı eşiğinde oturulmaz ; iftiraya uğranılır.
Salı günü işe başlanmaz; sallanır, gecikir.
İki bayram arasında nikah olmaz; geçim olmaz.
Ateş üstünden atlanmaz

Folklor:

Folklor Zenginlikleri halk oyunları bakımından çok zengindirler. İyi bir inceleme yapıldığına da köy düğünlerinde oynanan oyun çeşitleri çevre folklor zenginliğini ortaya koymaktadır.

Kaza ve çevresinde en çok oynanan oyunların başlıcalar: Çiftetelli, karşılama, Konyalı, karaçalı, doktor, şıngır havası, mevlana, keklik, hoca, kelle, şehşamil, çerkez oyunları,(kımık-kazaksa-vig düz oyunları kabartay oyunu) ve benzerleri.

Türküler:

Türkülerde halkın yaşantısı vardır. Türküler sosyal olaylar üzerine söylenir acı, tatlı

hayatın bütün gerçeklerini dile getirir. Kazamız ve çevresinde söylenen başlıca türkülerden bir kaç tanesi aşağıda alınmıştır.

Hatice'min elinde
Dolu kuşak belinde
Hatice'yi sorarsanız
Cihan asker elinde
Haydi Haticem gidelim
Balkan olsun evimiz
Çınar yaprağı olsun Kredimiz
Dağlar dağladı beni
Gören ağladır beni
Son oradan geçerken
Sevda bağladı beni
Mangal maşasız olmaz
Cihan paşasız olmaz
Hiç güvenme Hatice'm
Kızlar kocasız olmaz

Karşıda kara yonca
Gel öpeyim doyunca
Öpeyim faydası yok
Gönülden olmayınca
Bekler sular kararsın
Bu gece geleceğim
Bu ne kadar güzellik
Nerede ise öleceğim
Havada turman gelir
Kanadı burma
Ağzı dolu yem getirir
şeftali hurma üzme beni üzme beni
Karşımda durma
Sen bana yar olmazsın
Kendini yorma

Diğer Adetler :

Türk töresi gereğince konuğa karşı büyük hürmet gösterilir en güzel yemekler hazırlanır. En iyi şekilde rahatını temin için samimiyetle gayret gösterilir.Kadınlar erkeklerin önünden, yollarını kesecek şekilde geçmezler.farkına varmadan geçenler, farkederlerse özür dileyerek geri çekilirler.


Hızır İlyas (halk deyimiyle hıdırellez) mayıs ayının beşinde yapılır.Köylü kendi arasında para ve yiyecek toplayarak köy meydanı veya mesirede büyük ziyafet verirler.Buna köy hayrı denir.Yemek önce kadınlara, sonra sonra erkeklere dağıtılır.Eğlenceler bir gün sürer.


Askere gidecek gençler bir kaç gün önceden davul tutup, Türk bayrağının altında toplanıp eş, dost ve akrabalarını dolaşıp el öperler, onlara hediyeler verilir, milli oyunlar oynanır.geceleri sıra ile birinin evinde toplanıp eğlenirler.

Not: Bu sayfanın bengi oyunu ile ilgili kısmı www.kultur.gov.tr, diğer kısımlarının tamammı ise www.geocities.com/kcb_bilgisayar sitesinden derlenmiştir. Site sahibine teşekkürlerimizle.